Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı narcicegi'narcicegi
-
MySpace CommentsMySpace Codesmyspace Layouts CANIM OGLUM'A - Blogcu



« Önceki ::

fordward ladık..

Yaslica bir adam ile torunu konusuyorlarmis :
- Aah aah evladim, iste boyle, bu memleket hic boyle
olacak bir vatan miydi; Bak simdi bu hale  tum kadinlar carsafli, laiklik bitti, erkekler ucube gibi...aah aah.
Torunu;
- Peki dede neden hic bir sey yapmadiniz, neden karsi cikmadiniz?
- ciktik yavrum ciktik,  gelen mail'leri  hep  FORWARD'ladik

Yorum (yok) Yorum yaz!

kavanoz ve iki fincan kahve..

Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24  saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!


Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;

Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulard an bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza  döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
 Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.



Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!  
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;
Ben '
Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' Der.
Şöyle ki;  Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.


Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli  şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
 O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir;  işiniz, eviniz, arabanız vs.


Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.


'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder,'çakıl taşlarına  ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.


Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere   harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır . .

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe  çıkın.  Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza  yerleştirin. Öncelikleri,
sıralamayı iyi bilin.Gerisi hep kumdur.




Bu Ara Bir öğrenci  sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum,
Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır!!!'

Yorum (yok) Yorum yaz!

çocuk..

Ey gözlerinde yıldızlar kayan çocuk!
Zifiri karanlıklar içinden uzattığın elini göremedik, affet…
Siyah renkli dumanlar, sararken gökyüzünü
Sen de göremedin değil mi
Vurulan kuşlarının,babanla birlikte, nereye uçtuklarını…
Tekerleği kırılmış oyuncak kamyonunun kasasında mı hayallerin?
Yoksa, sapanındaki taşa mı yükledin geleceğini?
Hangi el söküp çıkarabilir bu saatten sonra,
Ablanın , ciğerine batan acı çığlıklarını…
Hangi diyarlardan esip gelen rayihalar, merhem olur yarana?
Kan kırmızısı yaşamların kıyısında akıp giderken hayatın
Gözlerin düşüyor, dikenli tellerin en dikenli noktasına
Bizim gölgelerimiz ise, titreyen mum alevlerinde tutsak.
Biz, havai fişekler patlatırken, rengarenk,
Bomba sesleriyle bölünüyor senin uykuların…
Annen gözyaşlarını siliyor örtüsüne
Öldürücü çaresizlik diz boyu.
Ey rüyalarına siyah hüzünler düşen çocuk!
Biz, hevesin binbir rengine müptela hayatlarımızda
Yüreklerimizde binbir arzuyla
Kumlara çiziyoruz tul-u emellerimizi
Şımarık zengin çocuklarının oynaştığı bu vahşi çağda
Koruyamadık kendimizi, onlar gibi mi olduk?
Kardeşliğimizi yitirdik bir cemre zamanı, çocuk!
Varlığımızı dayanaksız bıraktık.
Tuğlaları düştü tek tek binamızın.
Kalbinde yarası kanayanlar bir bir gittiler uzaklara
Bizim payımıza ise , çölde tuz yemek düştü.
Mumdan küçük gemilerimiz vardı
Ateş denizinde eriyip gittiler, dualarımız gibi.
Ey baharında eylülü yaşayan çocuk!
Biz Karun saraylarında izlerken olup biteni
Sen dublörsüz oynuyorsun filmin son karesini…

Yorum (yok) Yorum yaz!

denizim ..

Yorum (yok) Yorum yaz!

denizim ..

denizim büyüdü...

Yorum (yok) Yorum yaz!